ANASAYFA         DOĞUMFOTO  EKİP          PAKETLER        GALERİLER         İLETİŞİM                                     

Op. Dr. Kenan Ertopçu

DOKUZ AY ON GÜN
(GEBELİKTE YAPILMASI GEREKENLER)

Hamilelik kadın yaşamının en özel dönemlerinden biridir. İnsanın en yüce ürünü olan çocuğun ortaya çıktığı bu sürecin sağlıklı geçmesi için ,gebenin ve çevresinin uyması gereken çeşitli kurallar vardır. Menstruel kanamanın gecikmesiyle birlikte ortaya çıkan ek  bulgular, bize gebeliği düşündürür. Bunlar ,göğüslerde gerginlik , meme ucunda acıma,akıntıda artma ,hafif bel ağrısı ,idrar yaparken yanma ve tükrük salgısında artma gibi belirtilerdir.Daha sonrada sabah bulantıları ve kusmalar bazen ortaya çıkabilir. Beklenen doğum tarihini hesaplamak için, son adet kanamasının birinci gününden itibaren 7 gün toplanır ve 3 ay çıkarılır.( örneğin; menstruasyonun birinci günü 6.ayın 9 u olan gebenin beklenen doğum tarihi 3. Ayın 16 sı olacaktır ).Bu kural düzenli menstruasyonu olan kadınlar için geçerlidir. Menstruasyonları genelde gecikenlerde, beklenen doğum tarihleri daha geç olacaktır.

Günümüzdeki gebelik testleriyle idrarda birkaç gün gecikmeyle,kanda ise gecikme olmadan gebelik saptanabilir.Gebelikle ilgili ilk muayenede, rahim dışında oluşan ,yaklaşık % 0.5-1 kadında karşımıza çıkan , herhangi bir girişim yapılmazsa yaşamı tehdit eden, dış gebelik olasılığı ortadan kaldırılmalıdır.Ayrıca ileri yaş hamilelerinde % 25 e varan oranda ortaya çıkan myom denilen iyi huylu rahim urları ,gençlerde ilk muayenelerde fark edilmesi öngörülen %3 civarında rahimin doğuştan anomalileri ve yumurtalık kistleri gibi anatomik bozukluklar tespit edilebilir.. Bunların değerlendirilmesinde, gebeliğin ilk 3 ayındada güvenle uygulanabilen vajinal ultrasonografinin önemini vurgulamalıyız.

Gebelik, son adetin birinci gününden itibaren 40 haftadır ,ve ay yerine haftaları belirterek bu süreci değerlendirmek daha  güvenli olacaktır. İlk 12 hafta bitimine kadar ,oluşan gebelik ürününün organlarının, büyük bölümü tamamlanacak ,baş-popo uzunluğu 6-7 cm olan ,başı gövdeye oranla daha büyük olan fetus şekillenecektir.Göbek kordonun bir ucu, eş veya son denilen anne rahiminin  içindeki damarlarla bağlantıyı oluşturan plasentaya uzanmaktadır.Bir balon gibi büyüyen rahim içinde, amnion sıvısı denilen suyun içinde yüzmektedir.

Ne yazık ki gebeliklerin ancak onda dokuzu 12 haftayı tamamlamaktadır.On gebelikten bir tanesi düşükle sonuçlanacaktır.Burada göz ardı edilmemesi gereken gerçek ,düşüklerin en az % 60 ında ciddi kromozom anomalilerini varlığıdır.Kısacası ; mongol (down sendromu) gibi kromozom hastalıkları ve yaşamla bağdaşmayacak birçok sakatlığın önemli bir bölümü düşükle sonuçlanmaktadır.Düşük sürecinde gebeliğin büyümesi duracak, 5-6 haftadan itibaren görülebilen fetus kalp atımı görülmeyecek ,gebelik kesesi şekli bozulacak ve kramplarla birlikte şiddetli kanama ortaya çıkacaktır.Düşüklerin büyük bir bölümünde kalan parçalardan olan uzun ve şiddetli kanamaları ve enfeksiyonu engellemek amacıyla kürtaj yapılmalıdır.

12-28 hafta arası düşük ve erken doğum riski oldukça azalmakta ve % 1 lere kadar inebilmektedir Burada fetusun sakat oluşu dışında ,rahimin yapısal anomalileri,rahim ağzının gevşekliği(vajinal ultrasonografi ile 8 mm den fazla kanal açıklığında operasyonla dikilmesi önerilebilir),toksoplazma gibi enfeksiyonlarda rol oynamaktadır.

28-37 hafta bitimi arası erken doğum olasılığı tekrar artmakta ve onda birlere çıkmaktadır. İkiz  ve diğer çoğul gebeliklerde ,yüksek tansiyon ödem ve idrarda albumin çıkmasıyla kendini gösteren gebelik zehirlenmeleri,beşte birden daha sık olmaktadır.Son 3 haftaya girince ,bebekte akciğerler  olgunlaşmış olacak ve erken doğum riski ortadan kalkacaktır.Hamileyi ve yakınlarını en çok tedirgin eden konuların başında, bebeğin herhangi bir sakatlığıyla karşılaşma durumudur. Dünyanın her yerinde doğabilecek çocukların ortalama %3 ünde yaşamı tehdit edebilen veya etmeyen sakatlık bulunmaktadır. Bu  anomalilerin ancak % 60 -70 i  rutin ultrasonografi ile tespit edilebilmektedir.Genelde ilk anomali taramaları 11-14 hafta arası başlamaktadır.Bu dönemde fetusun ense kalınlığı ölçülmektedir.Genelde 3 mm yi geçen ense kalınlığında ,bebekte down sendromu gibi kromozom hastalıkları ve doğuştan kalp hastalığı riski artmaktadır.Bu dönemde bebeğin burun kemiğinin  yokluğu , kalp atım hızı ve bazı doppler ultrasonografi  bulguları ,bazı kromozom hastalıklarının habercisidir.Ense kalınlığının ölçüldüğü gün anneden alınan kan örneğinin incelenmesine ikili test denir .Ultrasonografi ölçümü ve ikili testin birlikte değerlendirilmesi sonucu down sendromu olasılığından% 85 uzaklaşabiliriz.Bu testin yapılamaması durumunda 16-20 hafta arası yinede anneden alınan kan örneğiyle üçlü test dediğimiz incelemenin başarısı ancak % 70 olacaktır.Fakat üçlü teste inhibin testi ilavesiyle dörtlü test uygulanabilir.İlk üç ayda uygulanan ikili testle birlikte dörtlü testin değerlendirilmesi kromozom hastalıklarından bizi % 92 ye varan oranla uzaklaştırabilir. Testlerin kuşkulu çıkması durumunda genellikle 16-20 hafta arası amniosentez önerilmektedir. Amniosentezde ultrasonografi eşliğinde bebeğin içinde yüzdüğü amnion sıvısından örnek alınıp genetik laboratuarına gönderilir. Bu işlem sonrası gebeliğin düşükle sonuçlanma olasılığı ikiyüzdebir in altındadır.37 yaş ve üstü kadınlarda ve perinatolog tarafından önerilen tüm kuşkulu durumlarda amniosentezden kaçınmamalıdır. Bu testler genellikle down sendromu gibi kromozom hastalıklarını saptamada kullanılır, Diğer birçok anomalinin önemli bir bölümünü ancak  ultrasonografi ile tespit edebiliriz. Yine kuşkulu durumlarda ayrıntılı ultrasonografik değerlendirmeler (ikinci,üçüncü düzey), bebek kalbi ile ilgili ,ekokardiyografi önerilebilir.

GEBE KALMADAN ÖNCE YAPILMASI GEREKENLER
Genellikle kadının  gebelikle ilgili hazırlıkları, gebe kalmadan üç ay önce başlar.Hamile adayı folik asid kullanımına başlar ve gebeliğin 12 haftası sonuna kadar devam eder. Folik asıd yaklaşık 1/400-1/1000 bebekte görülen spina bifida (omurga kanalı açıklığı),hidrosefali(beyin sıvısının artarak başın büyümesi ve beyine baskısı)riskini %70 oranda azaltabilir.Hamile adayı sigara,alkol ve kafein alışkanlığından vazgeçmelidir.Günde 3 bardak kahve ,nescafe veya1.5 litre kola sakat bebek riskini arttıracaktır.Çocuk isteyen kadınlar ,yumurtlama döneminden sonra mecbur kalmadıkça ilaç kullanmamalı,radyasyondan uzak durmalı ,saç boyası yapmamalıdırlar.Baş ağrısı,diş ağrsı  ve 38.5 üzeri ateşte saf parasetamol içeren ilaçlar günde2 gm a kadar güvenle kullanılabilir(günde 4 kez).Kan şekerinin yüksek olduğu durumlarda hamile kalınırsa düşük ve anomalili bebek olasılığı artar.Risk grubundaki tüm kadınlarda diabet ekarte edilmelidir. Çiftlerin kan grubu bilinmeli,kadın Rh negatif ,erkek Rh pozitif ise kan uyuşmazlığı nedeniyle hamilelikte gereken tahliller yapılmalıdır. Doğum sonrası bebeğin kan grubu pozitif olduğunda ,bundan sonraki gebelikte çocukta risk olmasın diye anneye Anti D enjeksiyonu doğumdan sonra üç gün geçmeden uygulanmalıdır.Hemogram denilen basit kan sayımıyla ,kansızlık dediğimiz anemi saptanmalı, demir eksikliği varsa , kan hapı dediğimiz demir haplarıyla genellikle iki ay süreyle tedavi edilmelidir.Kan sayımında MCV değeri 80 in altında saptandığında, toplumda%3 karşılaşılan talassemi (Akdeniz anemisi) taşıyıcılığından kuşkulanılır ve kadının eşinde de kan sayımı değerlendirilir.Her ikisindede bu değerler sınırın altındaysa, hemoglobin elektroferezi denilen özel kan tahlili bu çifte yapılmalıdır.Her ikisinde de Akdeniz anemisi taşıyıcılığı kanıtlandığında bebeğin hasta olma riski dörtte birdir ve gebelik olduğunda  ilk 12 hafta bitmeden koriyon villus biopsisi(özel bir teknikle plasentadan örnek alınması)uygulanır.

Ayrıca gebelikten önce idrar yolları enfeksiyonları tedavi edilmeli ve diş tedavileri mutlaka yapılmalıdır.Kedi dışkısından bulaşabilen,düşük ve sakat bebek riskini arttıran  toksoplazma için önlem alınmalı ve sebzeler iyi yıkanmalı,etler iyi pişirilmeli,sosis ,salam ,sucuğun pişirilerek yenmesine özen gösterilmeli ,çiğ köfte yenmemeli ve eller yemek öncesi iyi yıkanmalıdır. Gebelik öncesi belirtilen önlemlere,gebelik süresindede uyulmalıdır.

GEBELİKTE  KAÇ KİLO ALMALIYIZ?
Bunu şöyle hesaplayabiliriz.Doğum zamanı bebek yaklaşık 3-4 kg,amnion sıvısı 900 gr,plasenta 900 gr,rahimin ağırlığı 900 gr, göğüslerin büyümesi 1-2 kg, kan hacminin artması1-1.5 kg ve vücut yağında öngörülebilen bir artma 1-2 kilo olursa beklenen kilo artışı 10-12 kg olacaktır.Zayıf  ve uzun boylu kadınların 15 kg a kadar ,kilolu ve kısa boylu kadınların 8-9 kilo alması daha uygun olacaktır.Genellikle ilk 3 ay bulantı nedeniyle kilo verilebilir,ancak gebeliğin 24-25 haftasına kadar  toplam 4-5 kg alınabilir,sonra  haftada yarım kg dan fazla kilo alınmamalıdır.Gebelik başından itibaren haftada yarım kg kilo alınırsa bu 40 haftada toplam 20 kg a ulaşacaktır.Hamileler kendi tartılarıyla sabah,çıplak, aç olarak ,idrar torbası ve bağırsaklar boş tartılmalıdır.Giysiler,dolu idrar torbası,mide ve barsakların  tartıyı birkaç kilo bile yanıltabileceğini gözümüzün önünde bulundurmalıyız.Tartı ,sert ve düzgün zeminde bulunmalı ve 0 ayarı yapılmalıdır.

GEBELİKTE NASIL BESLENMELİYİZ?
Hamile bebeği iyi beslemek isterken, fazla kilo almamaya özen göstermelidir. Gebenin ortalama alması gereken günlük 2300 kaloridir.Gebenin besin gereksinimini  vitamin,protein ve karbonhidratlar oluşturur.Vitaminler sebze,salata ve meyvalarda bulunur. Bunlar hamilelikte bol miktarda alınabilirken kalori dozuna da dikkat edilmelidir.(bir salatalık 20 kalori, bir elma 60,muz 100 kalori).Et,tavuk ,balık gibi hayvansal proteinler ızgara,haşlama,fırında,buğulama şeklinde alınmalı ,yağlı  kızartma yenmemelidir.Gebeliğin 16. Haftasından sonra süte önem verilmeli,günde 1 litre süt ürünü mutlaka tüketilmelidir.(ilk 16 haftada bulantı ve tiksinme varsa süt içilmesi için zorlanmamalıdır.Günde 1 adet katı yumurta yenebilir.Fasülye,nohut, mercimek gibi bitkisel proteinler ,hamileliğin 24-25 haftasından sonra , yükselen rahimin  mideyi yukarı itmesi sonucu ortaya çıkan reflü ve 12 metre bağırsağın  karın boşluğunda daralan bölümde  yer alması nedeniyle, gaz sancılarını arttırabilecektir.Bu durumda Metsil gibi ilaçlar güvenle kullanılabilir. Ekmek olarak,  yulaf,çavdar gibi posalı gıdaları tercih etmek bağırsak hareketleri için uygundur.

Gebelik boyunca bol su içilmesi gerektiğini mutlaka vurgulamalıyız. Günde en az 2 litre sıvı tüketilmesi ilk 12 haftada, bulantı yakınmalarını azaltacak,özellikle12-28 haftalarda idrar yolu enfeksiyonu riskini azaltacak ve son üç ayda erken doğum şansını azaltacaktır. Bu arada, gebelik boyunca sık idrara çıkmanın ,genellikle yükselen rahimin idrar torbasına baskısından olduğunu vurgulamalı ve sıvı alımını kısıtlamamalıyız.Dolaşımdaki sıvının artması ,özellikle gebeliğin ortanca üç ayında  tansiyon düşmelerinden koruyucudur.Tansiyon düşünce; baş dönmesi, baygınlık ,bulantı ve göz kararması olabilir.Genellikle tehlikeli değildir ve ilaç kullanılmaz.Ayakları yukarı kaldırmak,tuzlu ayran ve küçük şekerler yardımcı olacaktır.Tansiyon düşmesini engellemek amacıyla ,büyüyen rahimin ayaklardan kalbe gelen kan akımına basısını engellemek önerilir.Sırtüstü yerine yan yatmalı,hızlı eğilip kalkmamalı,özellikte sıcakta sıvı kaybı fazla olacağından, ayakta olduğumuz yerde sürekli durmamalı ve sıcak duş yapmamalıyız.

GEBELİK BULANTILARI
Genellikle ilk 12 haftaya,bazen 16 hafta bitimine kadar,nadiren gebelik boyunca sürer.Gebe ve yakınlarının en büyük korkusu, bebeğin yeterli kilo almayacağıdır.Burada vurgulanması gereken ; normalde bebeğin 12 hafta bitiminde zaten 90 gr ,16 haftada da 150 gr . olacağıdır.(Bir bardak su 200 gr).Hamile bu dönemde bir miktar kilo verebilir.Kullanılan ilaçlar çoğunlukla yararlı olamamaktadır. Yağlı besinleri almamak ,bol sulu gıda almak önerilir.Leblebi ,kraker yardımcı olabilir. Hamile sık sık,az az atıştırmalıdır. Yataktan  hızlı bir şekilde kalkmamak, kalkmadan önce yatağın kenarında bulunan tuzlu çubuk gibi besinleri atıştırmak  yararlı olabilir.(yabancı klasik kitaplarda ,eşin kahvaltıyı yatağa getirmesi önerilir!).Ayrıca yemek pişirmemek ve pişirilen yerden uzak durmak, ortam değiştirmek ve temiz havada yürüyüşler yararlı olacaktır.Günde 4-5 kezi geçen kusmalar uzun sürdüğünde , basit bir idrar tahlili yapılarak ,vücud proteinlerinin yıkım ürünü keton cisimciği(aseton) bakılır.Bu madde miktarı  idrarda arttığında sıvı ve elektrolit dengesini sağlamak amacıyla serumlar takılabilir.

Gebeliğin ikinci yarısında , özellikle yükselen rahimin mideyi yukarı itmesi ve mide asidinin yemek borusuna kaçması sonucu ,ekşime,acıma, kazınma,boğazda yanma gibi reflü bulguları ,özellikle kızartma, acı , turşu ve baharatla artabilir.Bunlara özen gösterilmesi,akşam yemeğinin geç yenmemesi ,yemekten sonra yürüyüş yapılması, dolu mideyle yatılmaması,tercihan yüksek yastıkta yatılması önerilir.Bu tür yakınmalarda artık daha çok Gaviscon  (günde üç kez yemekten sonra) önerilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü Omeprol,  Lansor gibi proton pompa inhibitörlerinin, tüm gebelik boyunca güvenle kulanılabileceğini  belirtmiştir.

Bir dolu tabak çerezin 4000 kaloriyi geçtiğini düşünerek, fındık ,fıstık, badem,ceviz  gibi ürünlerin 4-5 taneden fazla alınmaması gerektiğini de  vurgulamalıyız. Çukulata , baklava ve diğeri kalorisi yüksek gıdalardan kaçınmaya çalışmalıyız.Belirli dozda dondurmanın sakıncası yoktur.

Gebelikte mukoza dediğimiz ıslak deriler ödemlenir. Burun kanamaları, özellikle kuru ortamlarda klimaların etkisiyle artar.Bu durumda buhar,nemlendirme ve serum fizyolojik önerilir(okyanus suyu).Gingiva dediğimiz dişetleri ödemlenir,kanar.Dişetleri çekilr,araya mikropların girmesi çürük şansının artması ,olan çürüklerin ilerlemesini sağlar.Son üç ayda diş üzerine şiddetli girişimler,stres ve enfeksiyonun erken doğumu tetikleme riski nedeniyle önerilmez .Bu nedenle ,gebelikte en güvenli olan ikinci üç ayda, diş hekiminin değerlendirmesi uygundur.Bu dönemde diş çekme,doldurma,temizleme ve bazı operasyonlar uygulanabilir.Lokal anestezi(uyuşturma) ve enfeksiyonu engellemek için kullanılan birçok antibiyotiğin bu dönemde sakıncası yoktur.

Dişleri fırçalarken, diş fırçası ağıza kuru girmeli ,üst dişler aşağıdan yukarı ,alt dişler aşağıdan yukarı fırçalanmalı,40 derece bir açıyla dişetinden itibaren fırçalanmalıdır. Diş macunu ve miktarı önemli değildir. Daha sonra ağız çalkalanır.

Gebelerin çoğunda vajinal akıntı artar . Bebeklerin ağzında pamukcuk dediğimiz mantar akıntısı gebelerin yarısında olacaktır. Genelde tehlikeli değildir .Beyaz, kokusuz ,bazen kesik peynir kadar yoğun olabilen akıntı vardır.Akşama doğru artan kaşıntı olabilir.Cinsel beraberlikte ve idrar yaparken vajen girişinde bir yanma olabilir. Bulgular rahatsız ettiğinde genelde imidazol türevi krem ve fitillerle tedavi edilir.Kokulu akıntı olduğunda bazı çalışmalarda erken doğumla bağlantısı vurgulandığından fitillerle tedavi edilmelidir. Hijyen önemlidir. Tuvaletten sonra önden arkaya doğru yıkanmalı ve iyi kurulanmalıdır.Tüm mantarlar nemi sever.Banyodan sonra çabuk kurulanmalı ıslak mayoyla oturulmamalıdır.Havuzdaki klor aslında enfeksiyondan korur ,ama klor aslında bazik olduğu için asid olan vajinal dengeyi etkileyerek vajende yaşayan mantar miktarı artacak ve akıntı bulguları  artacaktır. Hamile her dönemde havuza ve denize girebilir. Yüzme ve yürüyüş hamileler için en iyi sporlardır.Güneşlenmek önerilmez.(ozon tabakası delik,ultraviyole?)

Cinsel beraberliğe ,muayene bulguları uygun ,risk grubunda olmayan hastalara gebelik başından itibaren izin verilebilir.Ancak 28 haftadan sonra ,vajinada meniyle temas önerilmez.Menide bulunan prostaglandin  denilen maddeler, rahim kasılmalarını  etkileyerek,son üç ayda onda bir olan erken doğum riskini etkileyebilirler. Bu dönemde prezervatif kullanmak uygun olacaktır. Memelerin aşırı uyarılması da  rahim kasılmasını etkileyerek erken doğum riskini arttıracaktır.

Gebelikte büyüyen rahimin , ilk 12 haftadan sonra karındaki şişkinliği pelvis kemiklerinin dışında fark edilecek ,  tepe noktasının yüksekliği ,22. haftada hamilenin göbek deliğine ulaşacaktır. Gebe kadının dar pantolon giymesi ve dar kemer takması , rahime giden kan dolaşımını etkileyeceği için önerilmez. Gövde ağırlık merkezinin öne doğru yer değiştirmesi , büyüyen meme dokusunun ağırlığı nedeniyle ,sırt omuz ve bel ağrıları artar.Dik durmak ve oturmak, orta yükseklikte topuklu ayakkabılar önerilir. Dar veya bol olmayan , destekli sütyenler  önerilir. Sütyenin gece  gündüz takılması memelerde sarkma olasılığını biraz olsun azaltacaktır.

Dik durmak ve oturmak ,özellikle son üç ayda yükselen rahimin kaburga altlarından batması ve diyaframı iterek kalp ve akciğerleri sıkıştırması nedeniyle olabilecek nefes darlığı ve çarpıntı yakınmalarını biraz azaltabilecektir.Bu  durumda gaz yapıcı gıdalardan uzak durulması,hava dolu bağırsakların yaptığı basıncı biraz hafifletecektir.(bu dönemde bir tabak fasülye bile, bazen kasık ,bel ,sırt omuz ağrısı ,nefes darlığı ,  çarpıntı , soğuk terleme ve kıvrandıran gaz sancısına neden olabilir)

Rahim hızla büyümeye devam ederken,özellikle; stress , yorgunluk ve vücut direnci kırıldığında ,rahimi tutan bağların gerilmesi  nedeniyle kasık ve bel ağrıları artacak ve genellikle dinlendikten sonra düzelecektir.Gebeliğin ikinci yarısında pelvis dediğimiz çatı kemikleri arasında açıklık artacak ,uyluk kemiği ile pelvis arası açı bozulacak , hamile paytak ve dengesiz yürüyecektir.Özellikle yüksek adımlarda ,otobüse binerken ve banyodan çıkarken hamile dengesini kaybedip düşebilecektir.

İlerleyen gebelik sürecinde bacaklardan dönen kan akımı engellenebileceği için varis ve hemaroid (basur) riski artacaktır. Ayakta hareket etmeden ayni noktada durmak yerine merdivene basar gibi pozisyon değiştirmek ve yürüyüş halinde olmak önerilir. Sürekli oturur pozisyonda uzun yolculuk önerilmez.(uzun yol sürücülerinde varis ve hemaroid riski!).Otururken ayaklar kaldırılmalı, bacak bacak üstüne atılmamalıdır.

Tüm bunlardan sonra, gebeliğin fizyolojik bir olay olduğunu vurgulamak tartışmalıdır. En az sağlık çalışanları kadar  hamile ve çevresinin yapması gereken bir çok şey olduğu görülmektedir. Gebeliğin anneye ve bebeğe en az hasar vererek geçmesi ve yaşam kalitesinin yüksek tutulması hedefimiz olmalıdır. Bununla birlikte ,anne olma arzusunun oluşturduğu yüce duygu ,bu dönemi her şeye rağmen özel ve değerli kılacaktır.

Sağlıklı mutlu bir yıl dileğiyle

Op. Dr. Kenan Ertopçu